| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
matematik resimleri sbsmatematik
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Matematik Bir Oyundur...

23 Ocak 2009, 03:12. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

Matematik kelimesi, Yunanca, bilim, bilgi ve öğrenme anlamına gelen matema sözcüğünden türemiş olan ve öğrenmekten hoşlanan anlamına gelen, matematikos kelimesinden gelmektedir. Sanılanın aksine, matematiği, muhasebe, dört işlem, hesaplama ya da "sayıları çalışan bilim" olarak tanımlamak doğru değildir. Matematik bu disiplinleri bünyesinde barındırsa da sadece bunlardan ibaret değildir.

Aslında matematik, kağıt ve kalemle oynadığımız bir oyundur. Bu oyunun en önemli kuralı, kuramın başında belirlenmiş tanımlara ve belitlere (aksiyomlar) sadık kalmaktır. Belitler, doğruluğu tartışılmadan kabul edilen cümlelerdir. Oyunun amacı, başlangıçta verilen bu temel bilgilerle tamamen tutarlı yeni bilgiler, yani teoremler üretmektir. Tutarlılıktan kasıt, mantık kuralları çerçevesinde hareket etmektir.

Bu oyununun oyuncuları, aralarındaki iletişimi, matematiğin kendine özgü diliyle sağlar. Bu dilin günlük dillerden farkı, sınırlarının belirli, yoruma açık cümlelerden uzak oluşu ve anlam karmaşasına müsade etmeyişidir. Dilin elemanlarını, çeşitli semboller, sayılar ve özellikle harfler oluşturur.

Matematikçiye göre matematik, bu zevkli oyunu oynayıp yeni teoremler ve teoriler üretmektir. Bilim adamları ve mühendislere göreyse, kendi çalışma alanlarına uyguladıkları işlemler dizisidir. Öğrenciler için kimi zaman geçilmesi gereken zor bir ders, kimi zaman başarısını ispatlama fırsatı bulduğu müthiş bir alandır. Matematiği diğer bilimlerden ayıran çok önemli bir farksa, toplumda hemen herkesin ona karşı kayıtsız kalmasıdır, matematik hakkında hepimizin iyi ya da kötü bir yorumu vardır. Matematik köşemizin, kafanızdaki kötü ya da zor gibi yorumları değiştirebilmesini umut ediyoruz.

0 yorum

Çocuklar neden yalan söyler?

21 Ocak 2009, 23:54. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

Yalan, kişinin hakikati saklayıp bildiğinin ya da yaptığının tam aksini ifade etmesidir. Toplumda en çok yadırganan ahlaki zaaflardan birisidir yalan.

Dünyadaki bütün toplumlarda ve inançlarda yalan yasaklanmıştır. En küçüğünden en büyüğüne kadar tüm söz ve davranışlar yalan olarak değerlendirilmelidir. Allah Resulü; şaka niyetiyle bile olsa yalan söylemenin asla kabul edilmeyeceğini bildirmiştir. Ahlaki bir zafiyet olması nedeniyle aileler, çocuklarının yalan söylemesi karşısında kaygılanıp, tedirgin olurlar. Çocukların yalan söylemesine neler sebep oluyor, işte bütün çerçevesiyle çocuklarımızı yalan söylemeye iten sebepler ve çözüm yolları...

Çocuklar, beş yaş öncesinde gerçekle hayali olanı birbirinden ayıramazlar, bu ikisini birbiriyle karıştırırlar. Bu dönemde ebeveynlerin; "Çocuğum yalan söylüyor" diye kaygılanmasına gerek yoktur. Bu geçici bir durumdur. Ancak, çocuklar bu yaş sınırını geçtiği halde yalan söylemeye devam eder gibi görünürler. Asıl mesele bu dönemde, çocuğu yalan söylemekten vazgeçirmektir.

Model kişilerin yalan söylemesi

Çocuk yalan söylemeyi çevresinden, özellikle anne babasından öğrenir. Hususen çocuğun model aldığı kişilerin (ebeveyn, yakın akrabalar, arkadaşları vs.) yalan söylemesi çocuk üzerinde etki yapar. Telefona baktırılıp, babası evde olduğu halde çocuğa 'yok' dedirttiriliyorsa, çocuk bazı durumlarda yalan söylenebileceğini öğrenmiş olur. Telefonla konuşan annesinin, hasta olduğunu bahane etmesini duyan çocuk, bazen yalan söylenebileceğini de öğrenmiş olur. Ebeveyni gibi o da zor zamanlarında yalana başvurur.

Çocuğun özgüveninin zayıflığı

Yalan söylemek aslında güçsüzlüğün, kendine güvenmemenin bir sonucudur. Çocuğun -yanlış bile olsa- yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenemeyip yalan söylemesi, arkadaş grubu içinde kabul görmek için yalan söylemesi, ilgi çekmek için yalan söylemesi vs. tüm bunlar temelde yalan söylemekle özgüven eksikliği arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Kabahatini ya da kusurlarını örtmek için yalan söyler.

Baskıcı ve otoriter ebeveyn

Aşırı otoriter ve baskıcı ailelerde çocuk yalan söylemeyi bir çıkış olarak görebilmektedir. Zira ebeveyn, çocuğun yaptığı hatalara tahammül edemez ve çocuğunun en küçük hatalarını dahi cezalandırabilmektedir. Bu durumda çocuk, cezadan kaçmak için yalan söyleyebilmektedir. Ceza görmektense, yalan söylemeyi daha fazla çıkarcı bulan çocuk, kesin olarak yalana kaçacaktır.

Aşırı beklenti içinde olunması

Bazı ailelerin çocuklarından aşırı beklentileri olabiliyor. Çocuğunun sınavlarda zayıf almasını bir ölüm-kalım meselesi gibi gören ebeveyn düşünelim. Sınavda zayıf alan bir öğrenci bunu ailesine nasıl izah edecek? Elbette yalan söyleyerek.

Çocukların genelde söyledikleri yalan çeşitleri

Yalanın birçok çeşidinden söz etmek mümkündür. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Taklit yalanları: Çocukları eğlendirmek için, onların ilgilerini çekmek için büyükler tarafından söylenenlerin çocuk tarafından gerçekmiş gibi algılanmasıdır. Çocuk da bunu yapmak da sakınca görmez.

2. Hayali yalanlar: Bu yalanlar erken çocukluk döneminde, okul çağına gelmemiş çocuklarda görülür. Hayal ile gerçeği ayırt edemediğinden yalan söyler. Sakıncasızdır, önlemi de yoktur. Çocuğun gelişiminde normaldir.

3. Abartı yalanları: Abartı çocuklarda oldukça sık görülen bir özelliktir.

4. Sosyal yalanlar: Toplumumuzda en çok görülen yalan türüdür. Çocuklar bu yalanları daha çok anne ve babalarından öğrenirler. Örneğin sağlıklı olmanıza rağmen sizi davet ettikleri yere, rahatsızım diyerek katılmamanız.

5. Savunma yalanları: Çocukların ve gençlerin kendilerini korumak için söyledikleri yalanlardır. Cezadan kurtulma amacı!

6. Dikkat çekme yalanları: Çocuklar çok zaman dikkat çekmek için yalana başvururlar. Ödevini yapmayan bir çocuk, "ödevimi yaptım hem de okulda yaptım" diyebilir.

7. Takdir-Mükâfat yalanları: Başkalarının beğenisi amacı ile söylenen yalanlardır.

8. İnat yalanları: Sevilmeyen kimseler için ya da birisini kızdırmak amacı ile söylenen yalanlardır.

9. İntikam yalanları: Çocukların, karşılarındaki insanlardan intikam almak amacı ile başvurdukları yalanlardır.

10. Menfaat yalanları: Bu tür yalanlar başkalarından çıkar ve menfaat beklenildiği zamanlarda sık olarak söylenmektedir.

Neler yapılabilir?

Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür bir şey olduğu bilinmelidir. İncelediğimiz yalan tipleri arasında ki farklar iyice görülmesi ve yalandan çok, buna neden olan psikolojik faktörler ele alınmalıdır. Küçük çocuğun (sözde) yalanların ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir. Aşırı duygusal çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir. Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur.

Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır. Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa, itirafın değeri yoktur. Davranışınızın, konuşmaktan daha etkili olacağını unutmayın. Toplumdaki herkes, başta anne, baba ve öğretmenler yalan söylemekten kaçınmalıdırlar. Çocuğun çevresindeki kişiler ne kadar dürüst olursa ise çocukta o kadar dürüst olacaktır. Çocukların yaptıkları hatalara karşı anlayışlı olmaya çalışın. Hatalarının karşılığını hemen cezalandırma yoluna gitmeyin. Onu dinleyin ve açıklama yapmasına imkân tanıyın.

Çocuklarınızın arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bazen arkadaş, anne ve babadan daha etkilidir. Çocuğunuzun arkadaşlarını evinize davet ederek, yanlış davranışlar edinmesinin önüne geçin. Çocuklarınızdan asla yapamayacakları beklentilerden uzak olun. Onların yetenekleri doğrultusunda isteklerde bulunun. Bunun için de çocuğunuzu tanımaya çalışın. Çocuğunuzun bedeni, zihni gücü, sosyal ve duygusal özelliklerini gerçekçi bir gözle tanımaya çalışın. Okul ödevlerini yapıp yapmadığını, arkadaşları ile ilişkilerini, televizyonda hangi programları izlediğini, boş zamanlarında neler yaptığını, nerelere gittiğini öğrenin. En önemlisi, insan olarak çocuklarımıza iyi birer örnek olmamızdır.

Onların nasıl olmasını istiyorsak önce kendimizin öyle olmak zorunda olduğumuzu unutmayalım. Çocuklarımızın yalan söylemeleri üzerinde önemle durmak zorundayız. Şu an içinde bulunduğumuz zaman ve toplum bakımından bu durum hiç de kolay değildir. Ama nasıl bir kurt meyveyi için için yer bitirir, işe yaramaz bir hale getirir ise yalan da toplumu aynı şekilde içten içe yiyip bitirecektir. Yalanın topluma nükleer bombalardan daha büyük zararlar vereceği gerçeğini her zaman hatırlamak zorundayız.

Kısaca, yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve faydalar elle tutulur biçimde öğretilmelidir.

0 yorum

Yahudi okullarında saygı duruşu krizi

17 Ocak 2009, 13:53. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:


Milli Eğitim Bakanlığı'nın genelgesi doğrultusunda tüm okullarda yapılan 'Gazze için saygı duruşu' Türkiye'deki Musevi okullarını rahatsız etti.

Musevi okullarında öğrenciler ‘saygı duruşu’na zorlanmadılar. Genelgelere uymak zorunda olan bu okulların yönetimleri, çareyi ‘küçük grupla saygı duruşu’nda buldular.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Figen Atalay’ın haberine göre; İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’de yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulması, Musevi okullarında sıkıntı yarattı. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı oldukları için genelgelere uymak zorunda bulunan bu okulların yönetimleri, çözüm bulmakta zorlandılar.

Bazı okullarda, “Ben Yahudiyim” diyerek saygı duruşuna itiraz eden öğrenciler oldu. Yahudi olmalarına rağmen saygı duruşuna katılan öğrenciler olduğu gibi “savaş karşıtı oldukları” gerekçesiyle saygı duruşunda bulunmak istemeyen Türk öğrenciler de oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı, tüm devlet ve özel okullarda Filistin için yardım kampanyası başlattı. Kampanya uyarınca tüm öğrencilere, velilere ulaştırılmak üzere altında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in isim ve imzası bulunan mektuplar dağıtılıyor.

İlköğretim okulları ve liselerde ayrıca Filistin’de saldırılar sonucu yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Bu durum, Yahudi okullarında sıkıntı yaratırken bazı veli, öğrenci ve psikologların da tepkilerine neden oldu. Bir Musevi okulunun müdürü, bu konuda yaşadıklarını ve buldukları çözümü şöyle anlattı:

“Biz azınlık okulu olmamıza rağmen Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıyız ve bu yüzden de bu genelgeye uymak zorundayız. Saygı duruşunu, tüm okula genelleştirmemiz mümkün değildi. O yüzden bu saygı duruşunu, küçük bir grup olarak gerçekleştirdik. Bu durum, Musevi okullarını çok zor durumda bıraktı. Yalnızca bizim okulda değil, pek çok okulda sorunlar olduğunu duyduk. Musevi öğrencilerin çok olduğu Türk okullar da var. Bağış mektuplarıyla ilgili henüz bir karara varmadık. Rehber öğretmenlerimizle bu konuda görüş alışverişinde bulunuyoruz. İsrail’de de bu savaşa karşı olanlar var, Türkiye’deki Yahudiler arasında da. Yani saygı duruşuna da, bağış kampanyasına da katılmak isteyen Yahudiler tabii ki olur. Bizim okulumuzda da bağış kampanyasına katılmak isteyen veliler olabileceğini düşünüyoruz.”

Bir başka azınlık okulunun müdürüyse bu tür kampanyaların genelleştirilmemesi ve zorunluluk haline getirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “18 yaşında bir lise öğrencisini saygı duruşunda bulunmaya zorlayamazsınız. ‘Ben şu gerekçeyle saygı duruşunda bulunmak istemiyorum’ derse ne yapacaksınız” dedi.

Çocuğu ilköğretim 5. sınıf öğrencisi bir Türk ve Müslüman anneyse bu yaştaki çocukların saygı duruşuna zorlanmaların kesinlikle yanlış olduğunu söyleyerek tepkisini dile getirdi.

0 yorum

Bu soruyu kimse çözemedi!

17 Ocak 2009, 13:33. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:


İlköğretim okulları 3’üncü sınıflara dağıtılan ‘İlköğretim Matematik 3 Öğrenci Çalışma Kitabı’nda yer alan mantık sorusu tartışma çıkarttı.

MİLLİ Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretim okulları 3’üncü sınıflara dağıtılan ‘İlköğretim Matematik 3 Öğrenci Çalışma Kitabı’nda yer alan mantık sorusu tartışma yarattı. Bu sorunun ilköğretim üçücü sınıf öğrencileri için ‘kazık soru’ olduğu belirtilirken, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, konuyu Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'na iletme kararı aldı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İlköğretim Okulları için, Hülya Nalan Mamaç, Nevzat Ünsal ile Fatma Derya Yavuz’un yazdığı yeni müfredata göre hazırlanan İlköğretim 3’üncü sınıf Matematik Öğrenci Çalışma Kitabı’nın 85’inci sayfasındaki soru dikkat çekti. Kitapta, ‘İlginç’ başlığıyla verilen soru şöyle:

“Levent ve Bülent oğullarıyla balık tutmaya gittiler. Levent oğlunun tuttuğu balığın iki katı kadar balık tuttu. Bülent de oğlunun tuttuğu balığın iki katı kadar balık tuttu. Toplam 21 balık tutulmuştu. Levent’in oğlunun adı Mert’ti.
- Bülent’in oğlunun adı nedir?
- Her biri kaç balık tutmuştur?”

TALİM TERBİYE KURULU'NA İLETİLDİ

Konya İl Milli Eğitim Müdürü Halil Şahin, yeni müfredatta ezberciliğin yerine çocukların araştırmaya yönelik bir eğitim görmelerinin hedeflendiğini söyledi. Kitapta yer alan ‘kazık soru’ ile ilgili uzmanlarla değerlendirme yaptıklarını belirten Halil Şahin şunları söyledi:
“Sorunun soruş şekli, rakamların içerisinde verilen bilgiler, bir babanın evladının isminin ne olup olmadığı yok. Herkesin soruyu görür görmez cevabı şu diyeceği bir şey yok. Arkadaşlarımızla toplanıp konuyu Talim Terbiye Kurulu'na iletme kararı aldık.”
 

sorunun orjinal hali

soru 

0 yorum

2 aşamalı 6 sınavlı yeni ÖSS

17 Ocak 2009, 13:32. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

YÖK, 195 dakikalık tek sınavı kaldırıyor. 2010'daki yeni sistemle iki ayrı sınav, ikinci sınavda da 4 ayrı test ve 1 yabancı dil sınavı olacak. Testler iki haftaya yayılacak, fakülteler 'testine göre' öğrenci alacak

2010 yılında ÖSS'de yapılacak köklü değişiklikler konusunda önerilen sistemin ayrıntıları netleşmeye başladı. Yeni sistemde öğrencilerin kaderini 195 dakikalık tek sınav belirlemeyecek. Öğrenciler temel sınavın yanında 2 haftaya yayılan 4 farklı dersin testleriyle karşılaşacak, çözdükleri testlere göre bölümlere yerleşecek.

Önceki gün YÖK Genel Kurulu'nda ele alınan sistemde öğrenciler, nisan ve haziran aylarında olmak üzere iki aşamalı sınava girecek. Nisan ayında temel bilgilerin yer aldığı sınavda belirlenecek barajı geçenler haziran ayındaki sınavlara girecek.

YÖK'ün önündeki yeni sistem şöyle:
l Nisandaki sınavda öğrencilere basit düzeyde Matematik, Türkçe, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Psikoloji soruları yöneltilecek.

l Haziranda 2 haftaya yayılan 4 farklı ders testi öğrencilere uygulanacak. Bu testler; 'Matematik', 'Edebiyat', 'Fen' ve 'Sosyal' testlerinden oluşacak.

l Matematik okumak isteyenlerin sadece bu teste girmesi yetecek. Fakülteler hangi testlere göre öğrenci alacağını açıklayacak.

l Moleküler Biyoloji ve Genetik okumak isteyen bir öğrenci 'Matematik' ve 'Fen' testini çözecek. Fen testi içinde yer alan 'Biyoloji' sorularının standart sapmaları da farklı hesaplanacağından 'Biyoloji' sorularının önemi artacak.

l Yabancı Dil bölümlerinde okumak isteyenler 2 haftalık sınavın haricinde 3'üncü hafta ayrı bir Yabancı Dil Sınavı'na girecek.

l Meslek lisesi öğrencileri de genel lise öğrencileri ile aynı şartlarda sınava girecek. 2 yıllık Meslek Yüksek Okulları'na sınavsız geçiş hakkı kaldırılacağından meslek liseliler 'Temel' düzeydeki sınavın ardından puanlarına göre  2 yıllık fakültelere de yönelebilecek.

l 4 yıllığa gitmek isteyen meslek lisesi öğrencilerinin önü de kapanmayacak. Meslek liseliler, 4 teste girerek mezun oldukları alan dışında istedikleri bölümlere yerleşebilecek.
Örneğin, bir teknik lise makine, motor gibi bölüm öğrencisi, 2 yıllık okumak isterse sadece 'Temel' düzey sınavına girip üniversiteye yerleşebilecek. 4 yıllık bölüme gitmek isterse 2'nci aşama sınava girecek. Hangi bölümü okumak istiyorsa o bölümle ilgili belirlenen testi çözecek. İsterse 4 testi de çözüp bölüm hakkını artıracak.

l İmam hatip lisesi öğrencileri de istedikleri bölüme istedikleri testi alarak gitme hakkına sahip olacak. 28 Şubat öncesi dönemde imam hatip öğrencilerinin de arasında olduğu meslek lisesi öğrencileri istedikleri alanlarda tercih yapabiliyordu.

2010'a yetişir

l ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan: Sınavlar, iki haftaya yayılacak. İlkine girenler, taban puanı geçtiklerinde 2. sınava da girme hakkı kazanacak. Öğrenci, 'Ben Matematik ve Edebiyat testlerini yanıtlayacağım' diyebilecek. Bir başka öğrenci de 'Ben bütün testlerde şansımı deneyeceğim' deme hakkına sahip olacak. Ama mantıklı olan Fen bölümü mezunu bir öğrencinin Fen testini yanıtlamasıdır. Sözel bölüm mezunu öğrenci, 'Ben Fen testini çözeceğim' derse o konuyu daha önce öğrenmediği için sıkıntı yaşayabilir. Ayrıca bu sistemde ortaöğretim başarı puanının sınav puanlarına belli bir şekilde eklenmesi gerekir ki o konu konuşulmadı, o ayrı bir boyutudur. Fakültelerin  ihtiyaçlarına göre çok sayıda puan türü tanımlayabiliriz. Birisi mesela Fen testi içinde yer alan Kimya puanına daha ağırlık verir, biri Fizik sorularına. Kabul edilirse sistemi 2010'a yetiştiririz.

 

0 yorum

'Sınavsız geçiş' kaldırılıyor

16 Ocak 2009, 11:01. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, sınavsız geçişin bu sene kaldırılmasına ilişkin kanun taslağı hazırladıklarını belirtti.  

Günay, ''Meslek liselerinden gelen öğrencileri, bir meslek yüksekokul programını tercih ettiklerinde taban puanı aramaksızın yerleştireceğiz'' dedi.

Prof. Dr. Durmuş Günay, meslek yüksekokulları (MYO), mesleki ve teknik eğitim fakülteleri ile ilgili yapılacak düzenlemeleri ve sınavsız geçişin kaldırılmasıyla öngörülen uygulamaları AA muhabirine anlattı.

MYO ile ilgili öngördükleri düzenlemede Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bünyesinde ''Mesleki ve Teknik Eğitim Koordinasyon Merkezi'' adıyla bir merkez kuracaklarını belirten Günay, bu merkezin bütün MYO'nun, önlisansın problemleriyle ilgileneceğini söyledi.

MYO'daki programların bazılarının meslek niteliği taşımadığını ve yeterli özen gösterilmeden açıldığını ifade eden Günay, ''Örneğin, 'medya ve iletişim', 'radyo ve televizyonculuk, 'televizyon ve iletişim' deniliyor. Çok çeşitli adlar var, fakat bütün bu programların amacı aynı. Bu eğitim alanlarını, uluslararası meslek standartlarına göre adlandıralım istiyoruz'' dedi.

MYO'larında bir yılda 2 sömestir olduğunu, bunun 3 sömestire çıkarılacağını belirten Günay, eğitimin yine 2 yıl olacağını vurguladı. Günay, bir yılda 3 sömestir olursa buna ''trimester'' denildiğini belirterek, trimester sistemine geçileceğini, böylece eğitim-öğretim süresinin ''6 trimester'' olacağını söyledi.

Öğrencilerin 6 trimester'in 3'ünü endüstriyel ya da iş piyasasında uygulamada, 3'ünü de okulda geçireceklerini anlatan Günay, ''Diyelim ki bir programa 50 öğrenci aldık. Belki bunun yarısı okulda kalacak, diğer yarısı endüstriye gidecek. Değişerek olacak'' dedi.

Bütün MYO programlarında, trimester sistemine geçiş için bir de hedef koyduklarını anlatan Günay, şunları kaydetti:

''2011 yılının sonuna kadar Türkiye'deki bütün MYO programlarında toplam eğitim-öğretim süresinin yarısının okul, yarısının işyeri eğitimi olduğu trimester sistemine geçilmiş olması veya işyeri eğitim imkanı sağlanamayan programlarda, işyeri eğitiminin okulda yapılabilmesini sağlayacak, atölye ya da işyerinin okul bünyesinde 2011 yılının sona kadar kurulmuş olması koşulu konulmuştur. 2011 yılının sonuna kadar bu şartlar sağlanamayan programlarda, sağlanıncaya kadar öğrenci kabulü durdurulacaktır.''

Günay, bu şartların sağlanmasının zor olduğunu, çaba gerektirdiğini vurguladı.

-''DANIŞMA KURULU VE KOMİTESİ KURULACAK''-
MYO'larda 550 bin öğrenci olduğunu belirten Günay, ''Her yıl yaklaşık 260 bin öğrenci alınıyor. Biz bu öğrencilere işyeri eğitim imkanı bulmak zorundayız. Bu kapasiteyi sağlayabilir miyiz acaba? Tereddüt ettik, en büyük handikabımız bu'' dedi.

Mesleki eğitim ile iş dünyası arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırmak ve geliştirmek üzere, her bir üniversite bünyesinde, üniversite bünyesindeki MYO'ların tümü için bir ''Danışma Kurulu'' kurulacağını da belirten Günay, ayrıca MYO'lardaki her bir program için bir ''Danışma Komitesi''nin de kurulacağını söyledi.

Günay, Danışma Kurulu'nun MYO'lar ile iş ve endüstri arasındaki ilişkileri güçlendireceğini, organize edeceğini, Danışma Komitesi'nin ise her bir programın müfredatının hazırlanmasından yürütülmesine kadar olan aşamalarla ilgili olacağını belirterek, Mesleki ve Teknik Eğitim Koordinasyon Merkezi, Üniversite, MYO, Danışma Kurulu ve Danışma Komitesi'nin işyeri eğitimi için işyerleri ile iletişime geçeğini söyledi.

-DİKEY GEÇİŞ YOLUYLA ÖĞRENCİ ALIMI-
''Dikey geçiş'' konusuna da değinen Günay, mevcut durumda MYO'ya sınavsız girerek mezun olanların yüzde 10'unun dikey geçiş yoluyla dört yıllık lisans öğretimine kabul edildiğini hatırlattı. Ancak bu uygulamanın kabiliyetinin çok zayıf olduğunu ve ifade edildiği gibi uygulanamadığını belirten Günay, bu alanda da bir değişiklik yapacaklarını bildirdi.

Öngörülen düzenlemeyle, MYO'lardan lisans öğretimine, lisan giriş kontenjanlarının yüzde 10'u kadar dikey geçiş yoluyla öğrenci kabul edileceğini ifade eden Günay, ''Bu düzenlemeye göre, MYO'dan lisans eğitimine dikey geçiş kontenjanlarında çok önemli artışlar söz konusu olacaktır. Hangi MYO programlarından, hangi lisans programlarına dikey geçiş yoluyla öğrenci alınacağı YÖK tarafından belirlenecektir'' diye konuştu.

-SINAVSIZ GEÇİŞE ELEŞTİRİ-
Durmuş Günay, sınavsız geçiş uygulamasının, bütün paydaşları tarafından eleştirildiğini belirterek, ''Sınavsız geçiş uygulaması MYO'lara ve mesleki eğitime itibar kaybettirmektedir'' dedi.

MYO müdürleri tarafından düzenlenen 4'üncüsü bu yıl yapılan toplantının tümünün sonuç kararlarında ''sınavsız geçişin kaldırılması'' görüşüne yer verildiğini bildiren Günay, iş çevreleri ve öğretim elemanlarının da uygulamadan şikayetçi olduklarını kaydetti.

Müdürlerin, sınavsız geçişi düşünen öğrencilerin ''ilgisiz ve başarısız'' olduğunu, yine kendi okullarında eğitim gördükleri için üniversite ortamını yaşayamadıklarını düşündüklerini anlatan Günay, sınavsız geçişte ''zaten önemi yok, nasıl girersen gir'' algılaması olduğunu söyledi. Günay, ''Dolayısıyla şu anda Türkiye'de mesleki ve teknik eğitimin bir itibar zaafı sorunu var'' dedi.

Öğretmenlerin ''sınavsız geçiş, 'zaten önemsiz bir eğitim' algısını kökleştiriyor'', ''öğrencilerde motivasyon yok'', ''bu öğrencilere biz eğitim veremiyoruz'', ''hocalık yapmak istemiyoruz'' dediklerini, şikayetçi olduklarını belirten Günay, ''Hangi eğitime başlarsanız başlayın. Mesela bir dil kursuna gidin, size nasıl bir eğitim verileceğine dair önce size bir sınav yapar, düzeyinizi belirler. Biz en azından, bu okullara gelen öğrencilerin hangi nitelikte olduğunu belirlemek bakımından bir sınav olsun istiyoruz'' diye konuştu.

-''KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR''-
Sınavsız geçişin 4702 sayılı kanun ile düzenlendiğini anımsatan Günay, ''Bunu kaldırmamız için kanun değiştirmemiz lazım. Meclisten kanun çıktıktan sonra uygulanabilir. Şayet bu yıl bunu uygulama imkanımız olursa, öğrenciler bir sürprizle karşılaşmış olmamaları bakımından geçici bir madde koyacağız'' dedi.

2009 yılında sınavsız geçişin kaldırılması için kanun taslağı hazırladıklarını, geçici madde ekleyecekleri kanun taslağını, kısa süre içinde ilgili mercilere sunacaklarını açıklayan Günay, ''Bu yıl için kanuna bir geçici madde konulacak ve bu maddenin kabul edilmesi halinde geçen yıllarda sınavsız olarak girebilen adaylar da sınava alınacak'' dedi.

Geçici maddede, 2009 yılı için, sınavsız geçiş yolu ile meslek liselerinden gelen öğrencileri, bir meslek yüksekokul programını tercih etmeleri halinde taban puanı aramaksızın yerleştireceklerinin belirtileceğini söyleyen Günay, geçici maddeyle bu sene ÖSS'ye girme mecburiyeti getirileceğini, böylece öğrencilerin sınavdan aldıkları puanların görüleceğini kaydetti. Günay, şöyle devam etti:

''Şu anda sınava girmiyorlar ama ÖSYM'ye başvuruyorlar. Nereyi istiyorlarsa oraları tercih ediyorlar ve kontenjanlar kadar hepsi yerleştiriliyor. Biz yine yerleştireceğiz ama sınava gir diyoruz. Biz bu öğrencilerde taban puanı aramayacağız bu yıl. En yüksek puan alandan başlayarak sıralayacağız. Zaten tercih eden herkes giriyor. Kontenjanlar kadar başarısına göre sıralayacağız. Aynı geçen seneki gibi yerleştireceğiz. ÖSS'de aldığı puana bakacağız.''

Günay, ''Adaylar tercih ettikleri MYO programlarına muhakkak yerleştirilecekler. Böylece bu yıl için MYO programlarına giren adayların en azından, bir ölçüde, sınavda düzeyleri belirlenmiş olacaktır'' dedi.

Günay, ''Bu uygulama yeni ÖSS sistemi ile bu bir bütün oluşturacak mı?'' sorusuna ''oluşturacak'' yanıtını verdi. Günay ''ÖSS sisteminde yeni, 2009 yılı için ciddi bir değişiklik getirilebileceğini zannetmiyorum. Fakat 2010 yılında ÖSS sisteminde bir değişiklik olursa bunlar da ona tabi olacak. Sınav yine olacak. ÖSS'de köklü bir değişiklik için kanun gerekebilir ama bu sene böyle bir şey için vakit kalmadı. Zaten Şubat'ın 16'sında başvurular başlayacak bunu yapamayız'' diye konuştu.

Bu düzenlemenin 2009 yılına ilişkin ve geçici olduğunu belirten Günay, 2010 yılı için ise öngörülen giriş sistemini henüz düzenlemediklerini söyledi. ÖSS'nin bir sıralama sınavı olduğunu ifade eden Günay, ''MYO'larda beceri önemli. Bununla ilgili bir bileşen konulabilir mi, düşünüyoruz. Sınavsız geçişi mutlaka kaldırmamız gerekiyor'' dedi.

-MESLEKİ VE TEKNİK ORTAÖĞRETİMİN ÖĞRETMEN İHTİYACI-
Adında ''eğitim'' bulunan mesleki ve teknik eğitim fakülteleri ile ilgili bir düzenleme yapacaklarını da belirten Günay, Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi'nin kapatılacağını söyledi. Günay, kapatılan fakültelerin yerine ''Teknoloji Fakültesi'', ''Sanat ve Tasarım Fakültesi'', ''Ticaret ve Turizm Fakültesi'' kurulacağını anlattı.

Bünyesinde Teknik Eğitim Fakültesi ve Mesleki ve Teknik Eğitim Fakültesi bulunan üniversitelerin bu fakültelerinin kapatılarak yerine ''Teknoloji Fakültesi'' kurulmasının planlandığını söyleyen Günay, Teknoloji Fakültesi mezunlarının ''uygulama mühendisi'' olacaklarını ve imalatta, uygulamada çalışabileceklerini söyledi.

Teknoloji fakülteleri mezunlarının 1 yıl eğitim bilimleri eğitimi (formasyon eğitimi) almaları halinde ise mesleki ve teknik ortaöğretime öğretmen olabileceklerini vurgulayan Günay, ''Teknoloji fakültesi mezunları hem uygulama mühendisi olarak çalışabilecekler aynı zamanda öğretmen ihtiyacını da karşılayacaklardır. Bu yolla kronik hale gelmiş teknik eğitim fakültesi mezunlarının atanamama ve sektörde karşılaştıkları istihdam sorunlarına da bir çözüm ortaya çıkmaktadır'' dedi.

Yeni kurulacak fakültelerin eğitimlerinin fakültede yapılan ''okul eğitimi'' ile işyerinde yapılan ''işyeri eğitimi''nden oluşacağını belirten Günay, öğrencilerin 7 yarıyıl okul eğitimi ile 1 yarıyıl ve yaz tatili döneminde yapılacak 72 iş gününden oluşan işyeri eğitimi alacaklarını anlattı.


aa

0 yorum

Sadece 7 günde Einstein olabilirsiniz!

14 Ocak 2009, 09:40. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün...
Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nin Biyomedikal Bölümü'nden Prof. Mark Lythgoes'in 1 hafta süren programı BBC'de yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQ'larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

İŞTE BİR HAFTALIK PROGRAM;

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.
haberaktüel

0 yorum

Özcan: "Okuldan atılma kalkıyor"

13 Ocak 2009, 21:55. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

YÖK Başkanı Özcan, okuldan atılmanın artık kalktığını ve yeni uygulamanın nasıl olduğunu anlattı

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, 'Okuldan hem atılmayı hem de affı da ortadan kaldıracak proje hazırlıyoruz' dedi.

Öğrenci affıyla ilgili soruları yanıtlayan Özcan, öğrenci affı çıkmasına rağmen kendisinin buna karşı olduğunu belirtti. 1995'ten bugüne kadar tüm suçların affedildiğini anlatan Özcan, şöyle konuştu:

''Yeni düzenlemeyle okuldan atılmayı da affı da ortadan kaldıracak proje hazırlıyoruz. Böylece af gibi bir problemimiz olmaz. Modern ve çağdaş ülkelerde yapılan da bu zaten. ABD gibi ülkelerde, ne okuldan atılma ne de af var. Öğrenci istediği zaman okuldan ayrılıyor, şartlar müsait olduğunda geri geliyor. Yalnız geri geldiğinde, biz bunu çokta teşvik etmemek için öğrenci ikinci kez geldiğinde ücretleri de yükselterek önlem almayı düşünüyoruz.''

timetürk 

0 yorum

öss de kapsamlı değişiklikler bekleniyor

13 Ocak 2009, 21:51. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

YÖK'ün perşembe günü yapacağı ÖSS değişikliği ile ilgili toplantıda, 2009 yılı için meslek liselilerin kendi alanlarında yükseköğretim programlarına devamının sağlanması bekleniyor..

Yüz binlerce öğrencinin heyecanla beklediği ÖSS değişikliğiyle ilgili karar için geri sayım başladı. Meslek liselilerin kendi alanlarıyla ilgili bölümlere girişlerinde yaşadıkları katsayı dezavantajının kaldırılması bekleniyor. ÖSS değişikliğiyle ilgili çalışma kapsamında YÖK'e 70'i üniversitelerden diğerleri dernekler, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve kişilerden olmak üzere 400'e yakın görüş geldi. YÖK'te oluşturulan komisyon gelen önerilerde ortak şikâyet konularını tespit etti. YÖK Genel Kurulu'na sunulmak üzere alternatifli raporlar hazırlandı. Perşembe günü toplanacak YÖK Genel Kurulu üyeleri 2009 yılı için kısmi, 2010 yılı içinse kapsamlı değişiklik içeren bu raporları değerlendirecek.

2009 DEĞİŞİKLİĞİ 
Buna göre bu yıl yapılacak ÖSS'de meslek lisesi mezunları öncelikle yeni kurulan uygulama ağırlıklı teknoloji, sanat ve tasarım ile turizm fakültelerine yönlendirilecek. Ayrıca meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarının devamı niteliğindeki bölümlere katsayı eşitliği ile geçme imkânı verilmesi bekleniyor. Bu durumda elektrik bölümünde okuyan meslek lisesi öğrencisi üniversitede de elektrikle ilgili bölümlere diğer liselilerle eşit koşullarda başvurabilecek. Ancak İmam Hatip Lisesi mezunlarının hangi alanlara devam edeceğiyle ilgili çalışma bir netlik kazanmadı. Bu konuya YÖK üyeleri karar verecek. Öneriler arasında meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girişlerini zorlaştıran katsayının kaldırılması veya "Makul bir seviyeye çekilmesi" de bulunuyor.

2010 DEĞİŞİKLİĞİ 
2010 yılında ÖSS sisteminde yapılacak kapsamlı değişikliğin de çatısı belirlenecek. YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı'nca önerilen lise bitirme sınavına sıcak bakıyor. Ortaöğretimi güçlendireceği ve ÖSS'ye girecek öğrenci sayısını azaltacağı için olumlu bulunan bu öneri kabul görürse üniversiteye iki aşamalı sınavla girilecek. Lise bitirme sınavını geçen öğrenciler kendisini ilgilendiren derslerden İngiliz modeli olarak ifade edilen ikinci bir sınava girecek. Buradan aldığı puanla tercih yapacak.
sabah 

0 yorum

Okullarda saygı duruşu yapıldı

13 Ocak 2009, 21:31. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler:

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, hayatını kaybeden Filistinliler için bugün okullarda 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasını istedi. Çelik yayınladığı genelgede şunları dile getirdi: "İlk ve ortaöğretim kurumlarında 13 Ocak 2009 Salı günü saat 11.00'de tüm sınıflarda gerçekleştirilecek saygı duruşu ile Filistin'de yaşanan zulüm telin edilirken Filistin halkı ile de dayanışma sergilenecektir. Ayrıca ilk ve ortaöğretim kurumlarında 'Filistin'de insanlık dramı" konulu bir resim ve kompozisyon yarışması düzenlenecek." Öte yandan, İstanbul'daki çeşitli okullarda eğitim gören öğrenciler, biriktirdikleri harçlıkları Gazze'deki öğrenci kardeşlerine gönderdiler. Çok sayıda esnaf ise bir günlük gelirlerini Gazze'ye bağışlama kararı aldı.


0 yorum