| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
matematik resimleri sbsmatematik
11 "okul" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"okul" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yıl sonu başarı puanı gözaltında

19 Kasım 2008, 14:14. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: 7'nci sınıf, başarı, belirleme, eğitim, faaliyet, felsefe, ilköğretim, müfredat, okul, ortaöğretim, program, puanı, sbs, seviye, sonu, sınavı, türkiye, veli, ybp, yıl, öğretim, öğretmen

Geçen yıl ortaöğretime girişte 6'ncı ve 7'nci sınıflara ilk kez Seviye Belirleme Sınavı (SBS) uygulandı. Bu sınavın amacı, yeni ilköğretim müfredatının başarılı bir şeklide uygulanması ve temel felsefesinin yerleşmesini sağlamaktı. Bu sınav okulda sunulan eğitim ve öğretimi güçlendirerek, daha anlamlı kılacaktı. Böylece ortaöğretime geçiş, tek sınava bağlanmadan, sürece dayalı ve objektif bir yerleştirmeyle gerçekleştirilecekti. Eğitim ve öğretimdeki kaliteyi artırarak ve okul dışı eğitim-öğretim faaliyetleri okul programlarıyla uyumlu hale getirilecekti. Yeni modelde 6, 7 ve 8. sınıflarda yapılacak SBS'lerle öğrencinin süreçteki gelişimi de değerlendirilecekti. Okullar arasındaki farklılıkları gidermeye yönelik veriler oluşturulacaktı. Öğretmenlerin, yıllık olarak performansında da gözlemeye yönelik veriler saptanacaktı. Kısacası 3 yıla yayılan ve sınıf müfredatına odaklı olan bu sistem öğrencilerin üzerindeki sınav kaygısını azaltacaktı. Derken sınavlar yapıldı. Tabii ki her yeni uygulamada olduğu gibi, bunun da artıları ve eksileri vardı. Sonuçta sınav kamuoyunda tartışılmaya başlandı. 
En çok eleştiriyi Yıl Sonu Başarı Puanı'nın (YBP) hesaplanma şekli aldı. Okul birincisine odaklı bu puan bence öğrenciler arasında eşitsizlik oluşturuyor. Ne yazık ki okullarımızda aynı kalitede eğitim yapılamıyor. Aynı standartta not da verilmiyor, puanının öğrencinin kişisel başarısı olduğunu unutmayalım.. Ayrıca ilköğretim başarı gerçekçi bir puan için SBS'de öğrencinin mensubu olduğu okulunda eğitim kalitesinin ve kitlesel başarısının ortaya çıkması gerekiyor. Şayet bu tür puan hesaplaması yapılmazsa, bence adil not veren, kaliteli eğitim yapan okulların öğrencileri çok üzülür. Bazı veliler, yürütmenin durdurulması için Danıştay 8. Daire'de dava açtı. Geri adım atılmaması halinde bu sayının daha da artacağını zannediyorum. Türkiye hukuk devletidir. Herkes hakkını sonuna kadar aramalı. Ayrıca bu kişisel puandan dolayı veli, öğrenci ve okul yöneticileri öğretmenlerimizi baskıya alıyorlar. Bu da eğitimimiz açısından son derece sakıncalı. Bence, YBP ile SBS puanlarının birbirlerini dengelemesi gerekir. Eğer ikisi arasında büyük puan farkı varsa, o zaman ortada bir sorun var demektir.
 
SABAH 

0 yorum

Eğitim artık uzaktan alınacak

18 Kasım 2008, 14:36. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: anadolu teknik, ankara, bakan, gaziantep, konferans, lise, mazhar zorlu, mehmet rüştü uzel, milli eğitim bakanlığı, modbus, okul, problem, proje, seminer, video, öğretmen

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. 

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. Video konferans sistemi ile ilk olarak öğretmen eğitimine başlayan Bakanlık, 7 okulda Video Konferans sistemini yaklaşık 500 bin dolarlık yatırımla tamamladı. Uygulama yakın zamanda genişletilecek. 

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmaların ilk ayağını tamamladı. Video konferans sistemi ile ilk olarak öğretmen eğitimine başlayan Bakanlık, 7 okulda Video Konferans Sistemini yaklaşık 500 bin dolarlık yatırımla tamamladı. 154 öğretmenin uzaktan eğitimi ile başlayan uygulama yakın zamanda genişletilecek. 

Milli Eğitim Bakanlığı, “Modbus” adı verilen sistem ile eğitimin uzaktan yapılmasına yönelik çalışmalarında ilk adımı tamamladı. Bakanlık, ilk olarak sanayi yoğun ve kalkınmada öncelikli bölgelerinden belirlenen 7 adet endüstriyel teknik öğretim okulu bünyesinde video konferans sistemi kurdu. Daha fazla sayıda öğrenci, öğretmen ve idarecilere meslek alanlarının gerektirdiği güncel bilgi ve becerilerin kazandırılmasının amaçlandığı proje kapsamında Ankara İskitler Anadolu Teknik Lisesi, Antalya Merkez Anadolu Teknik Lisesi, Gaziantep Mehmet Rüştü Uzel Anadolu Teknik Lisesi, İstanbul Tuzla Anadolu Teknik Lisesi, İzmir Mazhar Zorlu Anadolu Teknik Lisesi, Trabzon Merkez 80.Yıl Anadolu Teknik Lisesi ve Van Merkez Anadolu Teknik Lisesinde Video Konferans Sistemi kuruldu. Sistemin ana merkezi olarak Ankara İskitler Endüstri Meslek Lisesi seçilirken, projenin ilk ayağı için 448 bin dolar harcandı. 

UZAKTAN EĞİTİM YAYGINLAŞTIRILACAK 

Modbus'un kullanımı ile ilgili olarak ise 154 öğretmene eğitim Japon uzmanlar tarafından hazırlanan program çerçevesinde Modbus kullanılarak uzaktan eğitim verildi. Video Konferans Sitemi aracılığı ile yapılan eğitimde öğretmenlerin konuyu kendi aralarında tartışmaları da sağlandı. 

Projenin ilk ayağında projenin uygulanmakta olduğu okul öğretmenlerinin ihtiyaç duyduğu teknik bilgi Modbus aracılığıyla “seminerler” yapılarak aktarılacak. 

Bakanlık seminerler sayesinde projenin yaygınlaştırılmasını amaçlarken, okullardaki problemlerin de sistem sayesinde öğrenilerek giderilmesini planlıyor. 

haberaktüel

0 yorum

Yasak çözüm değil doğruyu öğretin

17 Kasım 2008, 19:05. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: aile, bilgisayar, ders, dış dünya, ebeveyn, eğitimci- psikoterapist, grup, internet, kültürel ve sosyal etkinlikler, kütüphane, okul, sanal, çocuk

Pek çok aile haklı olarak çocuklarının internete girmelerinden endişe duyuyorlar.

Çocuklar internette ne kadar vakit geçirmeli? Çocuğun odasında bilgisayar bulunmalı mı? İnternetin bağımlılık haline dönüşmemesi için ne yapmamız gerekiyor? İnternet bağımlısı haline gelen çocukta ne gibi sorunlar ortaya çıkıyor? Günümüzde ebeveynlerin kafasını en çok meşgul eden sorular arasından bunlar yer alıyor. Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen internet, sınırsız bir dünyanın kapılarını aralarken, günümüzde çocukların internetle tanışma yaşı ikiye kadar inmiş durumda. Ailelerin konuyla ilgili endişeleri giderek artarken, Uzmantv.com'da bu konuda açıklamalarda bulunan Eğitimci- Psikoterapist Şükrü Alkan, çocuğun internete erişimini engellemek yerine, aile gözetiminde doğru bir şekilde kullanması için yönlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. 
İnternetin bir bağımlılık haline gelmemesi için önerilerde bulunan Alkan, bilgisayarın çocuğun odasına koyulmaması ve çocukların belli saat aralıklarında interneti kullanmaları gerektiğini söylüyor. 
Alkan'a göre, bilgisayar başında gerektiğinden fazla vakit geçirmek, çocuklarda bir süre sonra ruhsal problemlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Alkan; "İnternet, sanal kişilerle sanal sohbetlerin gelişmesine sebep olduğu gibi, çocukların sanal duygular yaşayarak ileride ruhsal boşluklara düşmelerine yol açabiliyor. Ayrıca internetin sadece kültürel ve sosyal etkinlikler düzeyinde ilişki kurmak adına kullanılması da çocuğun dış dünyadan soyutlanmasına ve bu yüzden daha da çekingen olmasına sebep olabiliyor," diyor. 
DERSLERİNE DESTEK OLABİLİR 
Çocukların yaşına göre denetimli bir şekilde internet kullanımına izin verilebileceğine dikkat çeken Şükrü Alkan, internetin özellikle okul derslerine destek aracı olarak kullanılmasında bir sakınca olmadığı görüşünde: "Çocuklar internet ile okulda tanışmış olabilir, böyle bir durumda evde de kullanmasına izin vermek gerekir. Aksi halde arkadaşlarıyla olan paylaşımlarına engel olunduğu düşünmesine sebep olur. Ancak onlara interneti derslerinde bir araç olarak kullanmalarını öğreterek kolaycılığa gitmelerine engel olmak gerekir. İnternet arkadaş paylaşımlarına, kütüphane araştırmalarına destek olacak şekilde, planlı programlı ve denetimli bir şekilde kullanıldığı takdirde çocuklarımız üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmaz." Günümüzde internetle tanışma yaşının iki-dört yaş grubuna kadar indiğini söyleyen Alkan, çocuğun yaşı ne olursa olsun belli bir denetim mekanizması kurulması gerektiğini belirtiyor: "Çocuğumuzun yaşına uygun oyun sahaları açılarak ihtiyaç duyulduğu kadar kullanmasına izin verilmelidir. İki-dört yaş grubunda mutlaka anne-baba yanında hatta onların kucağına oturularak kullanım sağlanmalıdır."
 

0 yorum

Ödevini velisi yapan öğrenci başarısız oluyor

25 Ekim 2008, 10:39. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: başarı, bölüm, doğru, eğitim, eğitim sistemi, halkla ilişkiler, meslek, meslek yüksek okulu, okul, prof.dr., sakarya üniversitesi, sevgi, tavsiye, toplum, türk, yanlış, yeni müfredat, ödev, örnek, öğrenci, öğretim üyesi, öğretmen

Son yıllarda eğitimde moda olmuş bir konudan bahsediyoruz. 

 Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Hüdaverdi Adam, çocuğunun okulda başarılı olmasını isteyen velilerin, ödevi kendileri değil çocuklarına yaptırmaları gerektiğini söyledi.


Hüdaverdi Adam, Türk toplumunun ekseriyetinin koruyucu ve himaye edici bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bunun bir sonucu olarak velilerin çocuklarının ödevlerini kendileri yaptıklarını dile getirdi. Ödevin okulda verilen dersin öğrenci tarafından anlaşılıp anlaşılmadığının bir kontrolü olduğunu ifade eden Adam, "Eğer öğrencinin ödevini 'Çocuğum üzülmesin, zorlanmasın' diye veli yaparsa aslında çocuğuna kendi eliyle kötülük etmiş olur." dedi.

Öğrencinin ödevine hiç karışmamak, hiç ilgilenmemek ne kadar yanlışsa ödevi velinin yapmasının bir o kadar yanlış olduğunu kaydeden Adam, şu tavsiyelerde bulundu: "Bırakın ödevini çocuğunuz kendisi yapmaya çalışsın. Müdahale etmeyin. Ödevini bitirdikten sonra kontrol edin. Yanlış yaptığı soruları yeniden gözden geçirmesini isteyin. Yine yanlış yapmışsa onun anlayacağı bir dilden örnekler vererek sorusuna doğru cevabı bulmasını sağlayın. Ama hiçbir zaman kağıdı kalemi alıp ödevi kendiniz yapmayın. Eğer sıkça böyle yaparsanız çocuğunuzu ödev yapmaktan da soğutmuş olursunuz."

Öğrencinin başarılı olmasında güçlü bir etkeninde ona sevgi ve şefkatle yaklaşılması olduğunun altını çizen Adam, ancak bunda aşırıya kaçılmamasını önerdi. Adam, "Çocuğuna karışı sevgi ve ilginizi dengeli bir şekilde ortaya koyun. Baskıcı, azarlayıcı bir tutum takınmayın. Bir rehber gibi davranın. Sadece denetleyen değil, destekleyen bir anne baba olun" dedi.

Yeni müfredatın uygulamaya konulmasıyla başlayan sorunlar dizisinin önemli ayaklarından biride bu konuydu .Sorunu tamamen yeni eğitim sisteminine veya veliye indirgemek yanlış olur. Bu meselenin veli ,öğrenci,öğretmen ve eğitim sistemi bütünlüğü ile incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

KAYNAK 

0 yorum

Türk Einstein'ı : Metamatik Bilimin Dilidir

23 Ekim 2008, 12:15. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: bilim, bilim dalı, burs, dershane, gözlem, istanbul üniversitesi, konferans, kültür, laf, lisansüstü eğitim, matematik, mezun, new yo, oktay sinanoğlu, okul, prof. dr., prof. dr. oktay sinanoğlu, sempati, sinanoğlu, toplum, türkiye, türkçe, zaman, öğrenci, öğretim, üslup, üye



201gn 

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, ABD`nin New York kentindeki Columbia Üniversitesinde Türk toplumu üyelerine verdiği konferansta bir bilim dalının matematikleştirilmediği zaman `laf salatasından ibaret olduğunu` söyledi.

Sinanoğlu, İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği(USA) tarafından düzenlenen konferansta, kültürünü ve Türk kimliğini korumanın önemine dikkat çekti. `Dilini unutursan kültürünü de unutursun`` diyen Sinanoğlu,Türkçe`nin yitirilmesi halinde Türklüğe ait herşeyin de elden gideceğini söyledi.

New York`ta farklı kültürlerden farklı diller konuşan grupların, kendi kültürlerini koruyarak uyum içinde yaşamasını sevdiğini belirten Sinanoğlu, Türkiye`de kendi deyişiyle evrenkentlerde (üniversitelerde) öğretim dilinin İngilizce olmaması gerektiğini savundu.

Dünyanın da tek dilin hakimiyetinde olmaması gereğinden söz eden Sinanoğlu, farklı dillerin ve kültürlerin zenginlik olduğunu ve korunması gerektiğini kaydetti. Sinanoğlu bu kapsamda ülkelerin dillerini elinden almanın en büyük insanlık suçu olduğuna dikkat çekti ve bunun durdurulması gerektiğini söyledi.

Bilim yaparken sadece akla değil ``gönüle`` de ihtiyaç duyulduğunu anlatan Sinanoğlu, bilim insanlarının yeni şeyler yaratmak ve bunları insanların faydasına sunabilmek için uğraş vermeleri gerektiğini vurgulayarak, ``insancıl olmayan, bencilce ve gözü dönmüş bir hırsla`` bilim insanı olunamayacağını belirtti.

Türkiye`de dershanelerin kurulmasını da eleştiren Sinanoğlu, okullarda ezberci bir eğitim anlayışını gözlemlediğini ve bundan memnun olmadığını dile getirdi. Sinanoğlu, bu kapsamda Türkiye`den ABD ve İngiltere gibi ülkelere lisansüstü eğitim almak için burs verilerek gönderilen Türk öğrencilere harcanan paranın yüzde birinin Türkiye`deki üniversitelere harcanması durumunda büyük ilerleme sağlanacağını söyledi.

Bilim dilinin matematik olduğunu da belirten Sinanoğlu, bir bilim dalının matematikleştirilmediği zaman `laf salatasından ibaret olduğunu` ifade etti.

Son derece esprili bir üslupla konuşma yapan Sinanoğlu, 2 saat süren konferans boyunca herkesin sempatisini kazandı.

sabah

0 yorum

Eğitimde kaybolan etik

22 Ekim 2008, 12:51. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: açı, başarı, call center, eğitim, hedef, ilköğretim, karne, kaygı, maaş, off the record, okul, para, pazarlık, rehberlik, sbs, sorgulama, tartışma, transfer, çocuk, öğrenci, öğretmen


                                                                     imagefr4                                                                              

Eğer okullar bir diğerinin öğrencisini `çalmaya`, öğretmenleri ile birlikte öğrencileri transfer etmeye, sırf bunun için `call center`lar (arama merkezleri) kurmaya başlamışsa; veliler çocuklarının SBS sonuçları ellerinde okul okul dolaşıp `Bize ne vereceksiniz?` diye pazarlıklar yapıyorsa; hatta bu pazarlıkları ilköğretim öğrencileri emailler aracılığı ile yürütüyorsa, bazı okullarda çift karne verilmeye başlanmışsa bir soluklanıp nereye gidildiğini sorgulamak gerekiyor.

 

Çünkü bunlar son zamanlarda sıklıkla yaşanıyor. Herkesin ortak kaygısı; bu tür örneklerin yaygınlaşması ve eğitim kurumlarının asıl hedeften saparak kâr amaçlı yerler haline dönüşmesi.

 

Feyziye Mektepleri Vakfı(FMVGenel Müdür Yardımcısı Volkan Kırım, `Eğitimde etiğin kaybolduğu bir noktaya doğru gidiyoruz` diyerek, yaşananlara dikkat çekenlerden biri. Bazıokulların başarıyı `devşirme öğrenciler` ile sağlanmaya çalıştıklarına değinen Kırım, parlak öğrencilerin velilerini transferde ikna amacıyla `call center` kuranların bile olduğunu anlatıyor:

 

`Bu arama merkezleri derece yapan öğrencilerin velilerine ulaşıyor. Çocuklarını kendi okullarına getirmeleri durumunda sağlayacakları maddi olanaklar hakkında bilgi veriyor. Hatta rehberlik servislerine öğrenci başına para veriliyor. Sonra da derece yapmış bu çocuklar alınıp, kendi başarıları gibi sunuluyor.`

Elbette transferler sadece öğrenciler ile sınırlı kalmıyor. Okullar öğretmenlere, başarılı öğrencileri ile birlikte gelmeleri durumunda 3-4 kat maaş vaat ediyor.

Bunlar eğitim kurumları açısından yaşananlar. Bir de öğrenci velilerinin `pazarlıkları` var. Kırım, velilerin çocuklarının sonuçlarıyla okulların kapılarını çalarak, `Çocuğu size getirirsem, kaç para verecekseniz?` pazarlığı yaptıklarını, hatta çocukların bile e-mail atarak bu pazarlıkta yer aldıklarını söylüyor. Eğitimde artık `müşteri` kavramının oluştuğunu vurgulayan Kırım, `Etikten yoksun bir eğitim olmaz. Etiğin olmadığı yerde ise iyi insan yetiştirmeniz olanaksız` diyor.

Kırım`ın bu söylediklerini tekrarlayan eğitimcilerin sayısı fazla. Ancak onların da artık `off the record` demekten vazgeçip, `ayıpları` açıkça tartışmaları gerekiyor. Bunlar açıkça konuşulmazsa zamanla tartışılacak bir `etik` de kalmayacak.

PERVİN KAPLAN 

0 yorum

yeni müfredat

19 Ekim 2008, 17:07. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: anket, ders programı, eğitim, fen lisesi, kitap, matematik, meb, meslek lisesi, milli eğitim bakanlığı, müfredat, okul, program, sınıf geçme yönetmeliği, test, türk dili, çarpanlara ayırma, öss, öğrenci, öğretmen

Matematik öğretmenlerinin yüzde 61’i üç yıldır uygulanan yeni matematik müfredatı konusunda hiçbir eğitim almadığını ifade etti.

 


ANKARA - Dil ve anlatım, Türk dili ve edebiyatı öğretmenleri gibi matematik öğretmenleri de 2005’te uygulamaya konulan yeni ortaöğretim müfredatı ve ders kitaplarından şikâyetçi oldu. 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni programı ve kitapları değerlendirmek üzere öğretmenlere yaptığı anket sonucunda, matematik öğretmenlerinin kendilerini yeni programa hazır hissetmedikleri ve öğrencilerinin hazır bulunuşluk düzeylerini düşük buldukları ortaya çıktı. 
MEB’in 2005’ten itibaren uygulamaya koyduğu matematik ders programını değerlendirmek üzere 28 ilden 307 öğretmenle görüşerek hazırladığı anket sonuçlarına göre, matematik öğretmenleri, yeni müfredatla ders kitabının birbirbiriyle örtüşmediğini düşünüyor, etkinliklerin fazla, ders sayısınınsa yetersiz olduğuna inanıyor. 

Anket sonuçlarına göre, yeni matematik müfredatının uygulayıcısı öğretmenlerin yüzde 61’i, müfredata ilişkin hiçbir eğitim, seminer, ya da toplantıya katılmamış. Öğretmenler müfredata ilişkin bilgilenme ihtiyaçlarınıysa, yüzde 66 ile en yüksek oranda diğer öğretmenlere danışarak gidermişler. Öğretmenlerin bilgilenme ihtiyaçlarını en az giderdikleri kaynaksa yüzde 34 oranıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisi olmuş. Öğretmenler meslektaşlarının ardından bilgi edinmek için yüzde 62 oranıyla en çok gazete ve televizyon haberlerini kullanmışlar. MEB’in anketine katılan matematik öğretmenlerinin üç yıldır uygulanan ders programı ve kitabı hakkında eleştiri ve önerileri: 

Yeni program hakkında öğretmene yeterince bilgilendirme yapılmaması ve bu konuda yeterli seminer ve çalışmaların yapılmaması yeni programın anlaşılamamasına neden oldu. Yeni müfredata öğretmen de öğrenci de hazır değil. 
Yeni ilköğretim müfredatı ve sınıf geçmeyi kolaylaştıran Sınıf Geçme Yönetmeliği, öğrenci seviyesini düşürüyor. 
Kullanılan öğretme tekniği yanlış. Çarpanlara ayırma konusunda verilen araçların çarpışması örneği anlamsız. 
Yeni programla öğrenciye yoğun bilgi empoze ediliyor, akademik bilgi veriliyor, bu durum öğrencinin matematiksel düşünme yeteneğinin gelişmesini engelliyor. 
Kitap öğrencinin test çözme yeteneğini geliştirmiyor, öğrenciler ders kitaplarından çok ÖSS kitaplarına ilgi duyuyor. 
Yeni müfredatla ders kitabı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle uygulamada sorun yaşanıyor 
Farklı okul türlerine aynı kitabın okutulması sıkıntı doğuruyor. Meslek lisesi öğrencisiyle, fen lisesi öğrencisine aynı matematik kitabının okutulması doğru değil... 

 

 Radikal (BETÜL KOTAN)

0 yorum

Milli Eğitimde teknolojik dönem

19 Ekim 2008, 08:19. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: adsl, bilgisayar, burs, e-burs, e-mezun, eğitim, internet, meb, meslek lisesi, milli eğitim bakanlığı, okul, personel, proje, teknoloji, teknoloji sınıfları, web


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), verdiği önem çerçevesinde teknolojiyi en iyi kullanan kurumlar arasında başı çekti. Bakanlık okullarda kullanılan teknolojinin artırılması konusunda birçok örnek projeye imza attı.

Milli Eğitim Bakanlığı, teknolojik gelişmelerin eğitime yansıtılması konusunda olağanüstü bir çaba sarf etti. Okullara 600 bin bilgisayar gönderilmesinden, bütün okulların ADSL ile internet üzerinden yapılmasından bakanlık personeline ait bütün iş ve işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine, sınav hizmetlerinden A'dan Z'ye internet üzerinden yapılmasından velilerin çocuklarını elektronik ortamda izleyebilmesine, yatırım hizmetlerinin internet üzerinden yapılmasından bütün öğrenci ve öğretmenlere e-mail verilmesine teknoloji sınıflarından okullara web adresleri oluşturulmasından BTS sınıflarının oluşturulmasına kadar her alanda teknolojik altyapıda birçok proje hayata geçirildi. Bakanlık bütün bu teknolojik gelişmeleri, teknolojik yatırımlar, e-devlet uygulamaları ve bilişim faaliyetleri adı altında bir araya getirdi.

Bakanlık, bilişim teknolojileri kapsamında, okulların ADSL ile internete bağlanması, okullara bilgisayar laboratuarının kurulması ile bilgisayarlı eğitime destek kampanyası ile okulların bilgisayar ihtiyaçlarını karşılamak için düzenlemeler yaptı. Bakanlık bilişim alanında ise, 10 milyon öğrenciye 'meb' uzantılı internet adresi, 600 bin öğretmene ise 'meb' uzantılı e-mail adresi verdi. İlköğretim ve ortaöğretim yönetmeliği teknoloji baz alınarak yeniden düzenledi. Teknoloji sınıfları da halka açan
bakanlık, eğitim kurumlarına web hizmeti vererek, okulların kendi internet siteleri kurmalarını sağladı. Her okulda bir akıllı sınıf oluşturan bakanlık, eğitimi elektronik ortama yaydı.

Milli Eğitim Bakanlığı e-devlet uygulamaları ile de en ön sırada yer alan kurumlar arasında oldu. E-okul projesini hayata geçiren bakanlık, bu çerçevede öğrencilerle ilgili her türlü iş ve işlemi internet üzerinde yapabilir duruma geldi. Bakanlık e-uygulamaları ile şu projeleri hayata geçirdi:
"E-mezun projesi meslek lisesi mezunları işe yerleştirilmesi, e-mezun projesine iş dünyasının önemli STK'larının destek olması, e-taşınır projesi ile demirbaş eşyalar internet ortamına taşınması, e-okul bütçeleri ile okul bütçeleri internet üzerinden takip edilmesi, e-portal ile eğitime ilişkin her türlü bilgiye ulaşılması, e-personel ile personel hareketlerinin internet üzerinden yapılması, e-sınav ile sınavlara ilişkin başvuru yerleştirmelerin internet üzerinden yapılması, e-kayıt ile okullara
kayıtların internet üzerinden yapılması, e-burs projesi ile burs işlemlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesi, e-yurt projesi ile öğrencilerin yurt işlemlerinin internetten takip edilmesi, e-han halkı projesiyle ailelerin eğitim harcamalarının takip edilmesi."

MEB eğitim kurumlarının teknolojik altyapısında kullanılmak üzere son 5 yıl içinde toplam 600 bin bilgisayarı okullara gönderdi. Kendi alanında bir rekora imza atan bakanlık, 600 bin bilgisayarı kamu ve özel sektörün kaynakları ile okullara gönderdi. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak okullarda eskiyen bilgisayarları da değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı, bu girişimiyle 8 derslik ve üstü bütün ilköğretim okullarında bilgisayar teknolojisi sınıflarını kurarken, diğer okulların ihtiyaçlarına da göz önünde
bulundurdu. Bu sayede okullarda yazışma başta olmak üzere her türlü iş ve işlem elektronik ortamda yapılabilir duruma geldi.
2003 yılında bin 742 okulu internet ile buluşturan bakanlık, 2004 yılında bu rakamı 12 bin 14'e çıkardı. 2005 yılında 7 bin 835 eğitim kurumu, 2006 yılında 6 bin 701, 2007 yılında 521 olmak üzere toplam 28 bin 813 okul ve eğitim kurumu ADSL sistemi ile internete bağlandı. Yapılan yatırımlar neticesinde ilköğretimdeki öğrencilerin yüzde 93'ü ortaöğretim öğrencilerinin de yüzde 99'u internete girebiliyor.

 

Timetürk 

0 yorum

Tek tip 'Androidler' yetiştiriyoruz

16 Ekim 2008, 10:03. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: akademik, bilimsel düşünce, ezber öğrenme, eğitim, ikinci sınıf, ilköğretim beşinci sınıf, oks, okul, sanat, sbs, sözler, tedavi, türkiye, öss

                                                                       449982bi10vd5

 

Bu sözler 28 yıldır eğitimin içinde yer alan üç eğitim kurumu kuran Yüzyıl Işıl Okulları'nın kurucusu Lale Ünaldı'ya ait. Çeyrek yüzyılı aşkın süredir eğitimin içinde olan Ünaldı, bu süre içinde öğrencilerdeki gözlemlediği değişimlerden son derece rahatsız. Test sisteminde tek doğru yanıtı bulmak üzere kurulu bir eğitim sistemine göre yetişen ve sıralanan gençlerden birçok eğitimci gibi gelecek adına endişeli.

Üstelik bir yerine üç sınav ile yarış için hazırlıkları ikinci sınıfa kadar çekilen geleceğin gençleri şimdiden dershanelerde dirsek çürütürken spordan, kültürden, sanattan zamanları çalınıyor. Ünaldı da bu gerçeğe dikkat çekerek, "Dünya insanı olmak üzere gereken altyapılarını oluşturamamış, entellektüel faaliyetlerin dışında kalmış öğrencilerden yani geleceğin gençliğinden söz ediyoruz. Bilimsel düşünceye değil de tek doğruya kilitlenmiş gençlerden. Sıralamada en iyinin en iyisi olmak için bir hedefe yönelmişler. Tep tip gençlerin, yani androidlerin yetiştiği bir gelecek bizi bekliyor. Sonuçta kaybeden Türkiye'nin geleceği olacak. Bu gençlerle biz ne yapabiliriz?" diye soruyor.
OKS'yi SBS'ye tercih ettiğini vurgulayan Ünaldı, "Sanki ilköğretimin sonundaki yerleştirme telaşını 8. sınıfın sonundan almış gibi görünüyorlar. Ama şurası bir gerçek ki tam üç tane
OKS koydular. Sınav yarışını en az 4 sene aşağıya çekerek, o stresi başlattılar. Delicesine bir ezber öğrenme ve delicesine tek bir hedef uğruna çocukların 4 sene hayatın diğer tüm alanlarından vazgeçmeleri gerekiyor" diyor.
İlköğretim beşinci sınıftaki yerleştirme sınavının öğrencilere daha az zarar verdiğini savunan Ünaldı, çocukların bu sürenin sonunda ortaöğretim yaşamları boyunca "daha iyi tedavi edilebilecek bir zamanları" kaldığını söylüyor: "Şimdi bize kalan sadece dört yıl. Yukarıda ÖSS baskısı var. Lise araya sıkışmış akordiyon gibi zavallı bir eğitim basamağı durumunda." Ünaldı sınava karşı değil. Tam tersine çocukların akademik anlamda daha yüksek standartlara ulaşabilmesi için sınavların olması gerektiğinde hemfikir. Ancak sınavlar pozitif kişilik gelişimi açısından doğru bir üslupta yapıldığı zaman sağlıklı ve yeteneklerini geliştiren bir antrenman olabilir. Yoksa gelişmeyi ve sorgulamayı unutturan bir yarış değil...
 

0 yorum

Özel Feza Lisesi, öğrenciler arası seviye farkını `Kur Sistemi` ile kapatacak

15 Ekim 2008, 19:06. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: basamak, eğitim, eğitim ve öğretim, fizik, ingilizce, kimya, kur sistemi, lise, matematik, müdür, okul, orijinal, program, samsun, sbs, seviye belirleme sınavı, özel, öğrenci, öğretim, öğretmen

youdothemathbylefseninjlz9

Samsun Özel Feza Lisesi, öğrencilerin bulunduğu noktadan daha öteye sıçraması ve temel derslerin daha iyi anlaşılabilmesi için "Kur Sistemi" ne geçti.

Okul Müdürü Soner Öner, eğitim ve öğretimde yaptığı orijinal uygulamalarla öğrencilerin başarısını artırmayı hedeflediklerini söyledi. Samsun Özel Feza Lisesi, sene başında lise-1 öğrencilerine yönelik düzenlediği Seviye Belirleme Sınavı(SBS)`nın sonuçlarına göre; öğrencileri gruplandırdı. Gruplanan öğrencilere kur sistemine göre ders anlatımına başlandı.

 

Okul Müdürü Soner Öner, kur sistemine göre öğrencileri seviye tespit sınavında matematik, kimya, fizik, İngilizceve edebiyat derslerinden yaptıkları netlere göre beşerli-sekizerli küçük gruplara ayırdıklarını söyledi. Okulöğretmenlerinin, cumartesi sabah 09:00 ile 13:00 arası yapacakları dört saatlik bire bir ilgilenmeyle bu küçük gruplara, eksiklerinin olduğu basamaktan başlayarak kur yükseltme esasına göre ders anlatacaklarını belirten Öner, `Bu programda amacımız; farklı okullardan gelen ve farklı farklı düzeylerde olan öğrencilerimizi kur sistemiyle aynı seviyeye çıkararak, sınıf içindeki (hafta içi) ders verimini artırıp öğrencilerimizin istediğimiz başarı düzeyine ulaşmalarını sağlamaktır. Ayrıca bu derslerden sonra da öğrencilere belirli testler verilerek konuların daha iyi pekiştirilmesi amaçlanmakta, bu testlerin çözümleri de ilgili öğretmenlerce aynı gün gerçekleştirilmektedir. Kursun öğrenciler tarafından büyük ilgi görmesi ve öğrencilerin kurs hakkındaki olumlu beyanları öğretmenlerimizi mutlu etmektedir.` dedi. Öner ayrıca, Samsun`da eğitim alanında bir çok ilklere imza atan Feza Eğitim Kurumları`nın bundan sonra da benzer ilkleri gerçekleştireceklerini kaydetti.

 

 

Kaynak: Zaman 

0 yorum