| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
matematik resimleri sbsmatematik
7 "sbs" etiketi kullanan gönderi "sbs" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

7.sınıf denklemler izle

17 Aralık 2008, 21:53. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: 6. sınıf, 7. sınıf, altıncı sınıf, bir bilinmeyenli denklemler, cebirsel ifadeler, denklemler, denklemler izle, ilköğretim, konu anlatınmı, matamatik, matematik, matematik etkinlikleri, matmatik, sbs, soru ve çözümleri

ilköğretimde matematk etkinlikleri 

0 yorum

Deneme Sınavı Çözerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

15 Aralık 2008, 07:54. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: deneme sınavları, dikkat, matematik testi, motivasyon, psikolojik açıdan, sbs, sbs provası, sınav, sınav ortamı, türkçe testi, yüzlük dilim, zorluk düzeyi

Sınav yaklaşırken öğrenciler açısından deneme sınavlarının önemi bir kat daha artmaktadır. Konu çalışmasını bitiren ya da bitirmek üzere olan bir öğrenci için kendi başarısını görmek, eksikliklerini, hatalarını ortaya çıkarıp bunları gidermek adına deneme sınavları birer işaret taşları gibidirler. Öğrenciler deneme sınavlarındaki durumlarına göre çalışma şeklini, saatini, çözeceği soru tiplerini, kısaca çalışma stratejisini yeniden düzenlemektedir.

Öğrencilerin bir bölümü deneme sınavlarını bilinçli ve doğru bir şekilde çözerken bir kısım öğrencinin bu noktada eksikliği olduğunu görmekteyim. O nedenle bu yazıda deneme sınavı niçin ve nasıl çözülür, ne tür deneme sınavları çözülmeli sorularının cevabını vermeye çalışacağım.

Deneme sınavı çözmedeki amaçlardan biri, gerçek sınav için prova olması nedeniyle (tabii ciddi ve gerçekçi bir uygulamayla yapılan deneme sınavlarını kastediyoruz) öğrenciyi hem teknik, hem taktik, hem de psikolojik anlamda sınava alıştırmaktır. Bunu belirtirken şu hatırlatmayı da yapalım: Konu eksiği çok fazla olan öğrenciler için çok sık yapılan deneme sınavları zaman kaybıdır. Bunun yanı sıra çalışılmamış, bilinmeyen ya da tam hazmedilmemiş konulardan gelen sorular yapılamayacağı için psikolojik açıdan öğrencide yetersizlik duygusunun oluşmasına, ileride de öğrencinin “başarısız olacağım” ön yargısına kapılmasına zemin hazırlayabilir. O nedenle her öğrenci kendi durumuna göre deneme sınavı çözme sıklığını belirlemelidir.

Deneme sınavları niçin ve nasıl çözülür?

Deneme sınavı çözmenin üç önemli nedeni vardır: Bunlar; öğrencinin sınav ortamına benzer bir ortamda, benzer tipteki soruları çözerek ortama ve sınava hazırlanmasına yardımcı olması; grup içerisinde başarı sırasının belirlenmesine ve başarı düzeyindeki değişimin gözlenmesine vesile olması; hangi tip sorularda ne tür hataların yapıldığını görme imkânı sağlamasıdır.

Sırasıyla bu üç önemli nedeni irdeleyelim. Denemeler gelişigüzel ortamlarda, herhangi bir süre kıstası konmadan yapıldığında tam bir prova niteliği taşımaz. Elden geldiği kadar sınav ortamına benzer atmosferlerde, grup içerisinde ve süreli olarak deneme sınavı uygulaması yapmaya gayret edin. İdeal olan, gürültüsüz bir ortamda sınav olmaktır. Ancak bu her zaman mümkün olmaz. Her ne kadar belediyeler ve polis bu konuya özen gösterse de gerçek sınavda gireceğiniz sınıf bu ideal şartları taşımayabilir. O nedenle deneme sınavlarında da steril bir ortam beklemeyin. Her ortamda sınav olacak şekilde kendinizi hazırlayın.

Deneme sınavlarını tam bir SBS provası niteliğinde uygulayın. SBS’de 100 dakika boyunca kitapçığın başından kalkmayacaksınız; dolayısıyla bu sınavlarda da kalkmamalısınız.

Öncelikle toplam puanınıza en fazla katkıyı getirecek olan testlerin çözümüyle sınava giriş yapmanız herhangi bir aksi duruma karşı alacağınız önemli bir tedbirdir (sınavı süresinde yetiştirememe durumu gibi). Bunun yanında en başarılı olduğunuz branşların sorularının çözümüne öncelik verin. Çünkü sınava girdiğiniz ilk zaman dilimlerinde motivasyonunuz en üst düzeyde olmalıdır. Çok zorluk çekmeden çözüm yapabileceğiniz branşlar sizin moral düzeyinizi yüksek tutacaktır.

Bu testlerin içinde daha rahat yapabildiğiniz, başarılı olduğunuz sorulardan başlamanız sınava moralli bir şekilde başlamanız anlamına gelecektir. Örneğin Türkçede kendinizi daha başarılı buluyorsanız sınava Türkçe testi ile başlayın. Eğer bunu yapmazsanız, sorular da peşpeşe ters gelirse bir anda panikleyip ‘Başaramayacağım’ duygusuna kapılabilirsiniz.

Deneme sınavı çözmenin bir diğer mantığı da grup içerisindeki pozisyonunuzu ve başarı düzeyinizdeki değişimi görmektir. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki uygulanan sınavlar, sıralama sınavlarıdır. Yani bireysel bir yarış içerisinde değilsiniz. O nedenle deneme sınavı sonuçlarını da bu kriteri göz önüne alarak değerlendirmelisiniz. Deneme sınavı sonuçları incelenirken öğrencilerin birçoğu değerlendirme hatası yapmaktadır. Deneme sonuçlarının değerlendirilmesi, alınan puanlara göre yapılmamalıdır. Çünkü denemelerin zorluk düzeyi birebir aynı olmaz. O nedenle bir denemede yaptığınız netlerle 500 kişi arasında 100. olurken; bir diğer denemede daha fazla net yapmanıza rağmen başarı düzeyiniz gruba göre düşmüş olabilir.

Yukarıda verdiğim örnekten de anlaşılacağı üzere, deneme sonuçları değerlendirilirken baz alınacak kriter eğer denemeye sabit sayıda öğrenci giriyorsa grup içerisindeki sıralamanızdır. Başarı düzeyinizdeki değişimi, sıralamanızdaki değişimi göz önüne alarak tespit edebilirsiniz. Bunun dışında yüzlük diliminizdeki değişim de başarı durumunuz için bir kıstas olarak alınabilir. Yüzlük dilim, denemelere giren öğrenci sayısının sabit olmadığı durumlarda daha sağlıklı bir veridir.

Deneme sınavı çözmenin bir diğer önemi, hangi branşların hangi tip sorularında ne tür hatalar yapıldığını ortaya çıkarmasıdır. Öğrencilerin birçoğu deneme sınavını çözdükten sonra netlerini, puanlarını öğrenip kitapçığı bir kenara atmaktadır. Hâlbuki her öğrencinin, sınavın ardından belli bir süreyi, hangi derslerin hangi tip sorularında ne tür hatalar yaptığını belirlemeye ayırması gerekir. Bunun için her öğrenci, bir ‘Deneme Sınavı Değerlendirme Defteri’ne sahip olmalıdır. Çözülen her deneme sınavı için bütün derslerin başarı raporu olarak belli sayıda yaprak ayrılmalıdır. Eğer denemelerde yanlış yapılan sorular az ise fotokopiyle çoğaltılıp bu sorular kesilip çözümleriyle birlikte Deneme Sınavı Değerlendirme Defteri’ne yapıştırılabilir (dikkatsizlikten dolayı, yanlış okunduğu için yanlış cevaplanan sorulara bu defterde yer vermeyebilirsiniz). Eğer yanlışlarınızın nedenlerini bulmak için uğraşmaz ve çözüm yollarını araştırmazsanız birkaç hafta sonra aynı deneme sınavını yeniden çözdüğünüzde aynı sorularda aynı hataları yaptığınızı görürsünüz.

Ne tür deneme sınavları çözülmeli?

Piyasada niteliksiz,SBS’de gelen soruların zorluk düzeyiyle paralellik göstermeyen birçok deneme sınavı kitabı ya da fasikülü bulunuyor. Çözdüğünüz her deneme sınavı sizin için ölçücü olmayabilir. O nedenle piyasada güvenilirliği olan yayınlardan yararlanmalısınız. Deneme sınavlarını seçerken nitelikli denemeleri tercih edin. Çünkü kalitesiz ya da zorluk düzeyi yüksek olan sınavlar hem ölçücülükten uzak olacaktır hem de alacağınız kötü sonuçlar moralinizi bozacaktır. Bu tür deneme sınavları öğrenci için vakit kaybına da neden olmaktadır.


O kadar çok çalışmama rağmen puanlarımda artış olmuyor; neden?

Bu durum çoğu öğrencide karşımıza çıkıyor. Puan durumundaki artış hızı, SBS’ye yakın, bir miktar düşüyor. Bunun temel nedeni sınav yaklaştıkça konu eksiğinden kaçırılan soru sayısının azalmasıdır. Sene başı itibariyle konu eksiğiniz çok olduğu ve çalışma maratonunun henüz başında olduğunuz için yaptığınız çalışmanın karşılığını gözle görülür bir şekilde fark edebiliyordunuz. Şimdi ise konu eksiğiniz azaldığından, konu çalışarak puanınıza ekleyeceğiniz katkı azaldı. Tabii bu durum, puanınızda hiç artış olmayacak anlamına gelmiyor.

0 yorum

Oku Düşün Paylaş

26 Kasım 2008, 20:45. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: anti sosyal, duygusal yaşam, düşün, geleceğin liderleri, hayal ortakları derneği, ilköğretim, milli eğitim bakanlığı, moderatör, oku, paylaş, proje, sbs, test, yaratıcı kütüphane

Milli Eğitim Bakanlığı ile Hayal Ortakları Derneği, "geleceğin liderleri"ni ortaya çıkarmak amacıyla "Oku Düşün Paylaş" konulu bir projeyi hayata geçirdi. Proje ilköğretim okullarında yarının liderleri olacak öğrencileri; okuyan, araştıran, yaratıcı düşünen, düşündüğünü anlamlı ve anlaşılır şekilde ifade eden, algılama gücü yüksek, sentez kabiliyeti olan kültürlü, milli ve manevi değerlere sahip, yüksek karakterli bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlıyor.İlköğretim 7'nci ve 8'inci sınıflara yönelik projeye göreTürkiyegenelinde belirlenen 200 ilköğretim okuluna Hayal Ortakları Derneği'nce"Yaratıcı Kütüphane" ler kuruldu. Buralara, "Oku Düşün Paylaş" etkinliği için özel hazırlanan bir kitap konuldu. Bu kitapta öğrencilerin, belirli başlıklarla hazırlanmış konularla ilgili düşüncelerini ifade etmeleri sağlandı.
Hayal Ortakları Derneği, kütüphanelere Türk ve dünya klasiklerinden oluşan çocuklara yönelik kitapları da koyarak, eğitimi destekledi. "Öğrencileri düşünmeye yöneltecek" şekilde tasarlanan bu kütüphaneler, öncelikle Adana, Sakarya, Ankara ve Denizli'de belirlenen okullarda açıldı. Daha sonra da ülke geneline yaygınlaştırıldı. Projeyi uygulamak üzere 
Hayal OrtaklarıDerneği'nce özel olarak yetiştirilmiş gönüllü moderatörler, okullarda görev yapacaklar. Ayrıca okullarda bu projede görev alacak Türkçe öğretmenlerine de eğitim verildi. Bir çalışma çizelgesi hazırlandı ve bu çizelgeye göre uygulamaya başlandı. Şu anda bu dersler 22 ildeki ilköğretim okullarında kurulan 62 "Yaratıcı Kütüphane'de" işleniyor. 

Çocuklarımıza yazık ediyoruz 
Geçen hafta bu konuyla ilgili, iç açıcı olmayan haberler gazetelerde yer aldı. Projenin amacı, çocuklarımızın özgür düşünmeyi ve düşündüklerini ifade edebilmeyi öğrenmeleriydi. Sonuçta ortaya çıkan tablo çok can sıkıcıydı. 
Kısacası, ilköğretimdeki çocuklarımız hayal kuramıyordu. Hayal denince, gözlerinin önüne SBS ve bazı meslekler geliyordu. Bu ortamda çocuklarımız bunlardan başka bir şey hayal edemezdi. Çocuklarımızı at yarışı hipodromundaymışçasına bir sınavdan diğer sınava sokmaktan başka ne verdik ki ne istiyoruz? 
Günümüzde bu çocukları, eğitim kalitesi yüksek bir lisede okuma hayali kuran bir genç olarak yetiştirdik. Onları en çok heyecanlandıran kelime SBS oldu. Sınavın sonunda açılan kapı, genci "Nasıl bir gelecekte yaşamak istiyorum" sorusunun yanıtıyla karşılaştırdı. Buradan içeri giren küçük bir grup mutlu olurken, dışarıda kalan büyük bir grup ise mutsuzluklarıyla baş başa kalır.
Gençlerimiz, haftanın beş günü okula, iki günü dershaneye gidiyor. İki cendere arasında sıkışıyor ve gençliğini unutuyor. 
Yaşı gereği olan sosyal ve duygusal yaşamdan uzak kalıyor. Varsa, yoksa test... Test. Ondan sonra da hayal kur diyoruz. Bu o kadar kolay mı? Bir süre sonra psikolojisi bozuk, hayal kurmaktan aciz, anti sosyal gençlerle mi karşılaşacağız? Ben psikolog değilim. Bu sorunun yanıtını zamanı geldiğinde psikologlar verecek. Şu anda 6, 7 ve 8'inci sınıf öğrencileri SBS'den başka bir şey düşünemez ve hayal kuramaz durumdalar. Çünkü bu sistemde iyi lise, iyi üniversite demek.
Bence hayal kuramama, ilköğretim öğrencileri arasında toplumsal bir olay halini aldı. 
Aile, MEB, medya, kimse"bana ne" diyemez. Taşın altına hepimiz elimizi sokmalıyız. Gençleri anlamaya çalışmazsak, ileride acısını çok çekeriz. Kısacası, eğitim sistemimizin eksik yönlerini tamamlayıp, çocuklarımıza hayal kurma becerisini kazandırmalıyız.

sabah

0 yorum

Yıl sonu başarı puanı gözaltında

19 Kasım 2008, 14:14. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: 7'nci sınıf, başarı, belirleme, eğitim, faaliyet, felsefe, ilköğretim, müfredat, okul, ortaöğretim, program, puanı, sbs, seviye, sonu, sınavı, türkiye, veli, ybp, yıl, öğretim, öğretmen

Geçen yıl ortaöğretime girişte 6'ncı ve 7'nci sınıflara ilk kez Seviye Belirleme Sınavı (SBS) uygulandı. Bu sınavın amacı, yeni ilköğretim müfredatının başarılı bir şeklide uygulanması ve temel felsefesinin yerleşmesini sağlamaktı. Bu sınav okulda sunulan eğitim ve öğretimi güçlendirerek, daha anlamlı kılacaktı. Böylece ortaöğretime geçiş, tek sınava bağlanmadan, sürece dayalı ve objektif bir yerleştirmeyle gerçekleştirilecekti. Eğitim ve öğretimdeki kaliteyi artırarak ve okul dışı eğitim-öğretim faaliyetleri okul programlarıyla uyumlu hale getirilecekti. Yeni modelde 6, 7 ve 8. sınıflarda yapılacak SBS'lerle öğrencinin süreçteki gelişimi de değerlendirilecekti. Okullar arasındaki farklılıkları gidermeye yönelik veriler oluşturulacaktı. Öğretmenlerin, yıllık olarak performansında da gözlemeye yönelik veriler saptanacaktı. Kısacası 3 yıla yayılan ve sınıf müfredatına odaklı olan bu sistem öğrencilerin üzerindeki sınav kaygısını azaltacaktı. Derken sınavlar yapıldı. Tabii ki her yeni uygulamada olduğu gibi, bunun da artıları ve eksileri vardı. Sonuçta sınav kamuoyunda tartışılmaya başlandı. 
En çok eleştiriyi Yıl Sonu Başarı Puanı'nın (YBP) hesaplanma şekli aldı. Okul birincisine odaklı bu puan bence öğrenciler arasında eşitsizlik oluşturuyor. Ne yazık ki okullarımızda aynı kalitede eğitim yapılamıyor. Aynı standartta not da verilmiyor, puanının öğrencinin kişisel başarısı olduğunu unutmayalım.. Ayrıca ilköğretim başarı gerçekçi bir puan için SBS'de öğrencinin mensubu olduğu okulunda eğitim kalitesinin ve kitlesel başarısının ortaya çıkması gerekiyor. Şayet bu tür puan hesaplaması yapılmazsa, bence adil not veren, kaliteli eğitim yapan okulların öğrencileri çok üzülür. Bazı veliler, yürütmenin durdurulması için Danıştay 8. Daire'de dava açtı. Geri adım atılmaması halinde bu sayının daha da artacağını zannediyorum. Türkiye hukuk devletidir. Herkes hakkını sonuna kadar aramalı. Ayrıca bu kişisel puandan dolayı veli, öğrenci ve okul yöneticileri öğretmenlerimizi baskıya alıyorlar. Bu da eğitimimiz açısından son derece sakıncalı. Bence, YBP ile SBS puanlarının birbirlerini dengelemesi gerekir. Eğer ikisi arasında büyük puan farkı varsa, o zaman ortada bir sorun var demektir.
 
SABAH 

0 yorum

Eğitimde kaybolan etik

22 Ekim 2008, 12:51. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: açı, başarı, call center, eğitim, hedef, ilköğretim, karne, kaygı, maaş, off the record, okul, para, pazarlık, rehberlik, sbs, sorgulama, tartışma, transfer, çocuk, öğrenci, öğretmen


                                                                     imagefr4                                                                              

Eğer okullar bir diğerinin öğrencisini `çalmaya`, öğretmenleri ile birlikte öğrencileri transfer etmeye, sırf bunun için `call center`lar (arama merkezleri) kurmaya başlamışsa; veliler çocuklarının SBS sonuçları ellerinde okul okul dolaşıp `Bize ne vereceksiniz?` diye pazarlıklar yapıyorsa; hatta bu pazarlıkları ilköğretim öğrencileri emailler aracılığı ile yürütüyorsa, bazı okullarda çift karne verilmeye başlanmışsa bir soluklanıp nereye gidildiğini sorgulamak gerekiyor.

 

Çünkü bunlar son zamanlarda sıklıkla yaşanıyor. Herkesin ortak kaygısı; bu tür örneklerin yaygınlaşması ve eğitim kurumlarının asıl hedeften saparak kâr amaçlı yerler haline dönüşmesi.

 

Feyziye Mektepleri Vakfı(FMVGenel Müdür Yardımcısı Volkan Kırım, `Eğitimde etiğin kaybolduğu bir noktaya doğru gidiyoruz` diyerek, yaşananlara dikkat çekenlerden biri. Bazıokulların başarıyı `devşirme öğrenciler` ile sağlanmaya çalıştıklarına değinen Kırım, parlak öğrencilerin velilerini transferde ikna amacıyla `call center` kuranların bile olduğunu anlatıyor:

 

`Bu arama merkezleri derece yapan öğrencilerin velilerine ulaşıyor. Çocuklarını kendi okullarına getirmeleri durumunda sağlayacakları maddi olanaklar hakkında bilgi veriyor. Hatta rehberlik servislerine öğrenci başına para veriliyor. Sonra da derece yapmış bu çocuklar alınıp, kendi başarıları gibi sunuluyor.`

Elbette transferler sadece öğrenciler ile sınırlı kalmıyor. Okullar öğretmenlere, başarılı öğrencileri ile birlikte gelmeleri durumunda 3-4 kat maaş vaat ediyor.

Bunlar eğitim kurumları açısından yaşananlar. Bir de öğrenci velilerinin `pazarlıkları` var. Kırım, velilerin çocuklarının sonuçlarıyla okulların kapılarını çalarak, `Çocuğu size getirirsem, kaç para verecekseniz?` pazarlığı yaptıklarını, hatta çocukların bile e-mail atarak bu pazarlıkta yer aldıklarını söylüyor. Eğitimde artık `müşteri` kavramının oluştuğunu vurgulayan Kırım, `Etikten yoksun bir eğitim olmaz. Etiğin olmadığı yerde ise iyi insan yetiştirmeniz olanaksız` diyor.

Kırım`ın bu söylediklerini tekrarlayan eğitimcilerin sayısı fazla. Ancak onların da artık `off the record` demekten vazgeçip, `ayıpları` açıkça tartışmaları gerekiyor. Bunlar açıkça konuşulmazsa zamanla tartışılacak bir `etik` de kalmayacak.

PERVİN KAPLAN 

0 yorum

Tek tip 'Androidler' yetiştiriyoruz

16 Ekim 2008, 10:03. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: akademik, bilimsel düşünce, ezber öğrenme, eğitim, ikinci sınıf, ilköğretim beşinci sınıf, oks, okul, sanat, sbs, sözler, tedavi, türkiye, öss

                                                                       449982bi10vd5

 

Bu sözler 28 yıldır eğitimin içinde yer alan üç eğitim kurumu kuran Yüzyıl Işıl Okulları'nın kurucusu Lale Ünaldı'ya ait. Çeyrek yüzyılı aşkın süredir eğitimin içinde olan Ünaldı, bu süre içinde öğrencilerdeki gözlemlediği değişimlerden son derece rahatsız. Test sisteminde tek doğru yanıtı bulmak üzere kurulu bir eğitim sistemine göre yetişen ve sıralanan gençlerden birçok eğitimci gibi gelecek adına endişeli.

Üstelik bir yerine üç sınav ile yarış için hazırlıkları ikinci sınıfa kadar çekilen geleceğin gençleri şimdiden dershanelerde dirsek çürütürken spordan, kültürden, sanattan zamanları çalınıyor. Ünaldı da bu gerçeğe dikkat çekerek, "Dünya insanı olmak üzere gereken altyapılarını oluşturamamış, entellektüel faaliyetlerin dışında kalmış öğrencilerden yani geleceğin gençliğinden söz ediyoruz. Bilimsel düşünceye değil de tek doğruya kilitlenmiş gençlerden. Sıralamada en iyinin en iyisi olmak için bir hedefe yönelmişler. Tep tip gençlerin, yani androidlerin yetiştiği bir gelecek bizi bekliyor. Sonuçta kaybeden Türkiye'nin geleceği olacak. Bu gençlerle biz ne yapabiliriz?" diye soruyor.
OKS'yi SBS'ye tercih ettiğini vurgulayan Ünaldı, "Sanki ilköğretimin sonundaki yerleştirme telaşını 8. sınıfın sonundan almış gibi görünüyorlar. Ama şurası bir gerçek ki tam üç tane
OKS koydular. Sınav yarışını en az 4 sene aşağıya çekerek, o stresi başlattılar. Delicesine bir ezber öğrenme ve delicesine tek bir hedef uğruna çocukların 4 sene hayatın diğer tüm alanlarından vazgeçmeleri gerekiyor" diyor.
İlköğretim beşinci sınıftaki yerleştirme sınavının öğrencilere daha az zarar verdiğini savunan Ünaldı, çocukların bu sürenin sonunda ortaöğretim yaşamları boyunca "daha iyi tedavi edilebilecek bir zamanları" kaldığını söylüyor: "Şimdi bize kalan sadece dört yıl. Yukarıda ÖSS baskısı var. Lise araya sıkışmış akordiyon gibi zavallı bir eğitim basamağı durumunda." Ünaldı sınava karşı değil. Tam tersine çocukların akademik anlamda daha yüksek standartlara ulaşabilmesi için sınavların olması gerektiğinde hemfikir. Ancak sınavlar pozitif kişilik gelişimi açısından doğru bir üslupta yapıldığı zaman sağlıklı ve yeteneklerini geliştiren bir antrenman olabilir. Yoksa gelişmeyi ve sorgulamayı unutturan bir yarış değil...
 

0 yorum

Özel Feza Lisesi, öğrenciler arası seviye farkını `Kur Sistemi` ile kapatacak

15 Ekim 2008, 19:06. 0 fav. tanjant2x.  
Etiketler: basamak, eğitim, eğitim ve öğretim, fizik, ingilizce, kimya, kur sistemi, lise, matematik, müdür, okul, orijinal, program, samsun, sbs, seviye belirleme sınavı, özel, öğrenci, öğretim, öğretmen

youdothemathbylefseninjlz9

Samsun Özel Feza Lisesi, öğrencilerin bulunduğu noktadan daha öteye sıçraması ve temel derslerin daha iyi anlaşılabilmesi için "Kur Sistemi" ne geçti.

Okul Müdürü Soner Öner, eğitim ve öğretimde yaptığı orijinal uygulamalarla öğrencilerin başarısını artırmayı hedeflediklerini söyledi. Samsun Özel Feza Lisesi, sene başında lise-1 öğrencilerine yönelik düzenlediği Seviye Belirleme Sınavı(SBS)`nın sonuçlarına göre; öğrencileri gruplandırdı. Gruplanan öğrencilere kur sistemine göre ders anlatımına başlandı.

 

Okul Müdürü Soner Öner, kur sistemine göre öğrencileri seviye tespit sınavında matematik, kimya, fizik, İngilizceve edebiyat derslerinden yaptıkları netlere göre beşerli-sekizerli küçük gruplara ayırdıklarını söyledi. Okulöğretmenlerinin, cumartesi sabah 09:00 ile 13:00 arası yapacakları dört saatlik bire bir ilgilenmeyle bu küçük gruplara, eksiklerinin olduğu basamaktan başlayarak kur yükseltme esasına göre ders anlatacaklarını belirten Öner, `Bu programda amacımız; farklı okullardan gelen ve farklı farklı düzeylerde olan öğrencilerimizi kur sistemiyle aynı seviyeye çıkararak, sınıf içindeki (hafta içi) ders verimini artırıp öğrencilerimizin istediğimiz başarı düzeyine ulaşmalarını sağlamaktır. Ayrıca bu derslerden sonra da öğrencilere belirli testler verilerek konuların daha iyi pekiştirilmesi amaçlanmakta, bu testlerin çözümleri de ilgili öğretmenlerce aynı gün gerçekleştirilmektedir. Kursun öğrenciler tarafından büyük ilgi görmesi ve öğrencilerin kurs hakkındaki olumlu beyanları öğretmenlerimizi mutlu etmektedir.` dedi. Öner ayrıca, Samsun`da eğitim alanında bir çok ilklere imza atan Feza Eğitim Kurumları`nın bundan sonra da benzer ilkleri gerçekleştireceklerini kaydetti.

 

 

Kaynak: Zaman 

0 yorum